Amazon Ormanları, sadece Güney Amerika'nın değil, tüm dünya ekosisteminin kalbini oluşturan muazzam bir doğa parçasıdır. Ancak son yıllarda yaşanan ormansızlaşma olayları, sadece bölgesel değil küresel düzeyde tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Amazon'dan Asya'ya yayılan tihingim etkileri, ormanların yok olması ile birlikte insan sağlığını ve biyolojik çeşitliliği tehdit eden ölümcü sonuçları doğuruyor.
Her yıl dünya genelinde milyonlarca hektar orman alanı kaybolmakta. Bu kayıpların en büyük kısmı, tarım, madencilik ve endüstriyel yapılaşma için kullanılmakta. Amazon yağmur ormanlarının sadece bir kesimi değil, Asya'nın tropik ormanları da benzer tehditler altında. Ormansızlaşmanın, karbondioksit emisyonlarını artırarak iklim değişikliğini hızlandırdığı, biyolojik çeşitliliği azalttığı ve yerel iklimlerin bozulmasına yol açtığı biliniyor. Amazon'da yaşanan bu çevresel değişiklikler, Asya'daki ekosistemlerin de dengesini bozmakta. Ağaçların kesilmesi, doğal yaşam alanlarını yok ederken, bu durum süregelen bir döngüye sebep oluyor.
Amazon'da biriken karbon, atmosferi kirletirken, Asya'daki tarım alanlarının kurumasına neden oluyor. Örneğin, Amazon’un zengin bitki örtüsü, yeraltı su kaynaklarını besleyerek bölgedeki iklim dengesini sağlıyor. Asya'da su kaynaklarının azalması, tarım sektörünü olumsuz yönde etkilediği gibi, yerel halkın da hayat standartlarını düşürmekte. Neyse ki, bu sorunun yalnızca bireysel değil, kolektif bir mücadelenin sonucu olarak ele alınması gerektiği giderek daha fazla bilinç oluşturmakta.
Asya'daki ormansızlaşmanın sağlık üzerindeki etkileri, üst boyutlara ulaşmış durumda. Ormanların yok olması, hava kalitesinin düşmesine ve solunum yolu hastalıklarının artmasına neden olmakta. Ayrıca, orman ekosistemlerinin bozulması, birçok zoonotik hastalığın; yani hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıkların artışına zemin hazırlıyor. Bu bağlamda, Amazon'daki ormansızlaşmanın Asya'daki insan sağlığı üzerinde dolaylı etkilerinin olduğu görülüyor.
COVID-19 pandemisi, bu bağlantının ne denli kriitk olduğu konusunda toplumları yeniden düşünmeye iten bir durum oldu. Koronavirüs gibi zoonotik hastalıkların ortaya çıkmasında, doğal yaşam alanlarının yok olması ve hayvan türlerinin birbirleriyle ve insanlarla daha fazla etkileşimde bulunmasının rolü araştırılmaya başlandı. Dolayısıyla, ormansızlaşma süreci sadece ekolojik değil, aynı zamanda halk sağlığı açısından da ciddi tehditler barındırıyor.
Ormansızlaşmaya karşı mücadele eden sivil toplum kuruluşları ve aktivistler, yalnızca iklim değişikliğinden değil, aynı zamanda bu tsunamiyi önlemek için de acil önlemlerin alınması gerektiğini vurgulamakta. Herkesin bu mücadelede üzerine düşeni yapması gerektiğine dair farkındalık yaratmak, bu tehditlerle başa çıkmanın en etkili yoludur.
Sonuç olarak, Amazon ormanlarındaki kayıpların Asya'ya sıçrayan etkileri, yalnızca doğa ile değil, insan sağlığı ile de yakından ilişkilidir. Ormansızlaşma hem ekosistem dengesini bozmakta hem de insanları ölümcül hastalıklara maruz bırakmaktadır. Bu durum, bir an önce küresel ölçekte kararlara ve eylemlere ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Şimdi daha fazla düşünmeli, harekete geçmeli ve doğanın korunması adına gerekenleri yapmalıyız. Hem Amazon’un hem de Asya'nın ormanları hepimiz için hayati önem taşımaktadır.